yaklaşık yirmi yıllık bilimsel araştıtmalar sonucunda elde etiğimiz verileri işleyerek üretmiş olduğumuz ve diyabet tedavisinde kulandığımız QN PLUS,MG PLUS,VE ZN PLUS,öçlü konbinasyon örünümüz vucudun şeker sevyesini baskılayarak başta pankreasın ve enerjisi tükenmiş olan organlarda hem hücre yenilemesi ,hemde enerji ve direnç sağlayarak vucudun kan,şekerine karşı insülin direncini arttırarak ve bunu sürekli denetim altında tutarak diyabetin oluşmasına sebebyet veren bölgeyi bulup onararak hastalığın hızla iğleşmesine yardımcı olur.
İnsüline bağımlı diyabet olarak da bilinen tip 1 diyabet, bağışıklık sisteminin pankreastaki insülin yapan beta hücrelerine saldırması ile insülin üretiminin yetersiz ya da hiç olmadığı, insülin ihtiyacının takviye ile karşılanmak durumunda kalındığı kronik diyabet hastalığı türüdür.
Özellikle artan vücut ağırlığı ile obezite ve insülin direnci arasında sıkı bir bağ bulunuyor. Şişman bireylerde insülinin vücutta gösterdiği etki ile normal ağırlıkta olan bireylerin vücudunda gösterdiği etki birbirinden oldukça farklı. İnsülin direncinin obezite ile ilişkisini yakından inceleyelim:
İnsülin, vücudumuzda pankreastaki hücreler tarafından üretilen önemli bir hormon. Pankreasın sahip olduğu hücreler tarafından üretilen bu hormon, sağlıklı bireylerde ve normal koşullarda kandaki glikoz yükseldiği zaman pankreastan birkaç dakika içinde salgılanıyor. Sağlıklı bireylerde her besin tüketiminde sonra pankreas tarafından alınan besinlerin enerji haline dönüşmesini sağlamak için insülin üretiliyor. Sağlıklı bireylerde öğün tüketiminden (yemek sonrası) hemen sonra yemek öncesine göre insülin düzeyi 5-15 kat artabiliyor. Bu artışın düzeyini belirleyen temel faktör de yemeğin örüntüsü. Artan insülin düzeyi, kan şekerinin kullanımını düzenleyerek, kandaki glikozun yüksek düzeylere çıkmasını önlüyor ve kandaki glikozun hedef hücre içine girmesini sağlıyor.
Tükettiğimiz besinlerin yapısında bulunan karbonhidratlar (basit ve kompleks şekerler), sindirime uğradıktan sonra vücutta bulunan enzimler ile şekere (glikoza) parçalanıyor. Glikoz ise kan ile vücudun tüm kısımlarına taşınıyor. Böylece, vücudumuzun ana besin kaynağı olan glikoz hücrelere enerji kaynağı oluyor.
İnsülin direncini basitçe tanımlamak gerekirse, kanda insülinin artmasına rağmen bu hormonun işlevini tam olarak gerçekleştirememesidir. İnsülin direnci, insüline karşı bozulmuş yanıt nedeniyle glikozun kandan hücrelere taşınmasında görülen yetersizlik ve hiperinsülinemiye neden olan bir durum. Bunun sonucunda da kanda glikoz seviyesinde artış görülürken, hücrelerin içerine geçen glikoz miktarında da bir düşme görülüyor.